Şub 27.2017 / 07.22 / / Kategori: Genel
Bilgilendirici Sistemde İfşa’ya Örnekler: Amerika Birleşik Devletleri Yargılamasında İfşa

İfşa/ibraz ve keşif hususu ABD Federal Usul Kanunu’nun (“FUK”) “İfşa ve Keşif”[1] başlıklı 5. bölümünde Birleşik Krallık sistemine benzer şekilde düzenlenmiştir. ABD hukukunda söz konusu ifşa/ibraz “İlk İbraz”[2] ve “Yargılama Öncesi İbraz”[3] olmak üzere iki aşamalıdır. FUK’nun 26. maddesinin ilk bölümünde düzenlenen[4] ilk ibraz müessesesi ile taraflar, henüz iddialarını ayrıntılı olarak ortaya koymadan önce, karşı tarafın hâkimiyetinde bulunan ve dava ile ilgili her tür belge ve dokümana kapsamlı biçimde erişebilmektedir.[5] Bu usule göre taraflar, diğer taraftan (i) iddia ve savunmasında dayanabileceği ifşa ve ibraz kapsamındaki bir bilgiye vakıf olması muhtemel olan kişilerin, isim, adres ve telefonlarını,  (ii) elektronik ortamda saklananlar dahil elinde veya kontrolü altında bulunan tüm belgelerin, suretlerinin sunulmasını veya yerlerinin bildirilmesini isteyebilir:[6] Taraflar, ifşa ve ibraz yükümlülüklerini yasada veya mahkemece belirtilen süre içinde yerine getirmek zorundadır. Kanunun 26. maddesinin üçüncü fıkrası; yukarıda bahsedilen ilk ibraz usulü dışında, “Pre-trial Disclosure” denilen ve Türkçe’ye “Yargılama Öncesi ifşa/ibraz” diye tercüme edilebilecek olan ikinci bir ibraz prosedürü öngörmüştür. Buna göre; taraflar, diğer tarafa; tanıklarının ad, soyad, adres ve telefon numaralarını bildirmek; iddiasını dayandıracağı her türlü belge ve delile ilişkin bilgiyi ifşa ve ibraz etmek zorundadır. Yargılama Öncesi İbraz, mahkeme tarafından aksi öngörülmedikçe duruşmadan en az 30 gün öncesine kadar tamamlanmış olmalıdır. Bu sürenin bitiminden itibaren 14 gün içinde, taraflar ibraz edilen delillere ilişkin itirazda bulunabilirler. Söz konusu itirazlar gerekçeli olmalıdır. Yukarıda bahsi geçen tüm deliller, mahkemece aksi öngörülmedikçe yazılı olarak sunulmalıdır. Söz konusu 26. maddenin ikinci bölümünde, ifşa/ibraz ve keşfin kapsamı ve sınırları düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece herhangi bir sınırlama getirilmediği takdirde ibrazın kapsamı şöyledir: Taraflar; taraflardan herhangi birinin iddia ya da savunması ile ilgili olan ve ayrıcalığı olmayan her tür husus konusunda bulgu elde edebilir. Bu hususlar; belgelerin varlığı, tanımı, niteliği, kimin elinde bulunduğu, koşulları ve bulunduğu yere ilişkin olabileceği gibi; ibraz etmeye değer bir husus hakkında bilgi sahibi olan kişilerin kimlikleri ve bu kişilerin bulundukları yere ilişkin bilgiler de olabilir. Mahkeme, makul sebeplerin varlığı halinde dava konusuna ilişkin her türlü hususun ifşa ve ibraz edilmesine karar verebilir. İlgili bilgilerin delil olarak kabul edilebilir olmaması [7]  (bu bilgilerin ifşa ve ibrazı gereken bir delile götürmesi halinde) ifşa ve ibraz edilmesine engel teşkil etmez.

26. madde uyarınca her bir taraf, davanın açılması ile birlikte, mahkemeden, diğer tarafın zilyetliğinde bulunan ve iddia veya savunma için dolaylı ya da doğrudan önem taşıyan tüm dokümanları ve sair delilleri ibraz etmesini talep edebilir.[8]

Madde 34 belgelerin, elektronik ortamda saklanan bilgilerin ve diğer varlıkların sunulması, arazi keşfi gibi hususları düzenlemektedir. Buna göre; taraflar, diğer taraftan, (i) elinde ya da kontrolü altında olan ve delil olarak gösterilmiş olan[9] her tür belgeyi, elektronik ortamda saklanan bilgiyi, yazıyı, çizimi, tabloyu, fotoğrafı, ses kaydını, resmi ve herhangi başka bir veriyi, (ii) herhangi bir maddi varlığı sunmasını, ya da (iii) delillerin bulunması için belirlenmiş bir araziye ya da yapıya girilmesine ve yerinde inceleme yapılmasına izin vermesini talep edebilir.[10] Ne var ki; böyle bir talep, incelenmek istenen her kalemi ayrıntılı bir şekilde tanımlamalı, incelemede bulunmak için makul bir zaman, mekan ve yöntem ve elektronik ortamda saklanan belgelerin çoğaltılması için de bir usul önermelidir. Aynı maddede diğer tarafa cevap verme, itirazda bulunma hakları tanınmış olup bu hakların kullanılması belirli bir süre ile sınırlandırılmıştır. FUK’nun 26 (g) maddesi 26 (a) maddesi kapsamında yapılan her tür ibrazın, ibraz ve keşif taleplerinin, cevaplarının ve itirazlarının imzalanacağını öngörmektedir.  Buna göre madde 26 kapsamında yapılan tüm ibraz ve keşif, ibraz ve keşif talepleri, cevapları ve itirazları taraflar tarafından şahsen ya da vekilleri tarafından vekillerin kendi adına imzalanmalıdır. Aynı madde bu belgeler üzerine atılan imzanın etkisinin ne olacağını da düzenlemiştir. Buna göre; taraflar ya da taraf vekilleri imza atarak makul bir soruşturma sonrası oluşan bilgileri dâhilinde: (i) ibrazın tam ve yapıldığı tarih itibariyle doğru olduğunu; (ii) keşif talebi, cevabı ve itirazının kanun hükümleri ile uygunluk içinde olduğunu doğrularlar. Eğer yukarıda belirtilen doğrulama beyanının doğru olmadığı anlaşılırsa hakim uygun bir hukuki yaptırım uygulanmasına, örneğin bu nedenle oluşabilecek karşı tarafın masraflarının ödenmesine, karar verebilir. Bununla birlikte doğrulamanın yanlış olduğu anlaşılırsa bu durumda taraflar ve/veya avukatları US Code’un 1621. maddesi uyarınca cezai bir yaptırıma tabi olabilirler. Söz konusu 1621. maddenin (a) bendinde bir kimsenin yemin ettiği hususlarda bilerek ve isteyerek yanlış bir beyanda bulunur ise para cezasına ve/veya 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasına çarptırılacağı öngörülmüştür.  Aynı maddenin (b) bendinde ise, bir kimsenin, (yemin etmeksizin) yapmış olduğu herhangi bir beyanda veya ibraz ettiği belgelerde ve doğrulamalarda önemli hususlar hakkında bilerek ve isteyerek yanlış beyanda bulunmasının aynı cezai yaptırıma tabi olacağı belirtilmiştir. Ancak (b) bendinin uygulanması için bu beyanın US Code’un 1746. maddesinde öngörülen “perjury cezasına tabi olarak” anlamına gelen “under penalty of perjury” olarak adlandırılan bir beyanla birlikte yapılmış olması gerekir. Bu beyanın[11] Türkçesi şu şekilde tercüme edilebilir: “Yukarıdaki hususların doğru ve tam olduklarını Beyan ve tasdik ederim.” FUK’nun 26 (g) maddesi çerçevesinde atılan imza ile imza sahibinin kendisi tarafından ibraz edilen belgelerin tam ve doğru olduğunu tasdik ettiği için bu nitelikteki bir doğrulamanın yanlış olduğu ortaya çıkar ise imza sahibi bu durumda 1621. maddenin (b) bendi uyarınca cezai yaptırıma tabi olabilir. FUK’nun 37. maddesi tarafların ibraz ya da keşif sürecinde diğer tarafa yardımcı olmamalarının sonucunu düzenlemektedir. Buna göre; taraflardan birinin ibraz ya da keşif görevini yerine getirmemesi halinde, diğer taraf mahkemeye başvurup söz konusu tarafı mahkeme emri ile ifşa/ibraz ve keşfe zorlayabilir.[12] Bu durumda mahkeme ayrıca, ibraza zorlayan tarafın masraflarının  bu yükümlülüğe uymayan kişi veya bu kişiye hukuki yardımda bulunan avukatı tarafından tazmin edilmesine karar verir. Ayrıca mahkeme keşif emrine uyulmaması durumunda (i) emirde belirtilen olguların karşı tarafın belirttiği şekilde ispatlanmış olduğuna karar verebilir, (ii) emre uymayan tarafı emirde belirtilen delilin ilgilendirdiği iddia ve savunmaya karşı delil ve dayanak göstermekten yasaklayabilir, (iii) emre uyuncaya kadar müteakip dava muamelelerini durdurabilir, (iv) davayı kısmen veya tamamen kabul veya reddedebilir. Taraflar yukarıda açıklanan 26(a) maddesi hükmünde öngörülen bilgi, belge ve tanıkları ifşa ve ibraz etme yükümlülüğünü yerine getirmezse, yargılama öncesinde ve sırasında bunlara dayanamaz. Ancak haklı bir sebep öne sürerse, ya da bu yükümlülüğü yerine getirmemesi herhangi bir zarara sebep olmamışsa, taraf ibraz etmediği ya da keşif amaçlı sunmadığı belgelere, bilgilere ve tanıklara dayanabilir. Bu yükümlülüğe aykırı davranan taraf için mahkeme yukarıda belirtilen (i) – (iv) arasında belirtilenler de dahil olmak üzere münasip bir ceza öngörebilir ve karşı tarafın bu sebeple uğradığı zararların tazminine hükmedebilir.

Türkiye’de benzer bir düzenleme olmaması için haklı sebeplerimiz var mı acaba?

Yegan Üreyen

Dipnotlar:

 

[1]  Disclosures and Discovery. [2]  Initial Disclosure. [3]  Pre-trial Disclosure. [4]  m. 26/a/1. [5] Gökçe Nazar Uzar, Milletlerarası Tahkimde Delillerin İkamesine İlişkin Yaklaşımlar ve Milletlerarası Barolar Birliği (IBA) Kuralları, s. 1175. [6]  Marka KHK m. 65’te benzer bir düzenleme vardır. Ancak bize göre söz konusu 65. maddenin Türk Hukukunda işletilmesi; ya da TRIPS’de öngörülen sonucu sağlaması  olanaksızdır. [7]  Inadmissible. [8] UZAR, s. 1177. [9]  Any designated documents. [10]  A party may serve on any other party a request within the scope of Rule 26/b (….) to permit entry onto designated land or other property possessed or controlled by the responding party so that the requesting party may inspect measure, survey, photograph, test or sample the property or any designated object or operation on it. [11]  “I declare (or certify, verify or state) under penalty of perjury that foregoing is true and correct.” [12] Madde 37/4’e göre; hileli ya da tamam olmayan ibraz ve keşifler de ibraz/keşif görevinin yerine getirilmemesi olarak kabul edilmektedir.

Yorum Yap
0 Yorum
Arama:
ARA
Daha İyi Yargı
Daha İyi Yargı

YAZARIN DİĞER YAZILARI
POPÜLER YAZILARI