Oca 30.2017 / 09.49 / / Kategori: Genel
Yargıyı Hızlandırmak Ancak Tam ve Doğru İfşa İle Mümkün Olur

30 yıllık ulusal ve uluslararası dava deneyim ve gözlemlerime göre Türk yargısının esas sorunu uyuşmazlıkla ilgili olayların tam ve doğru olarak açıklanmaması, delillerin tam ve zamanında ifşasını sağlayan bir ifşa ve ibraz düzeninin olmamasıdır.
Yargıya götürülecek uyuşmazlıklarda olayların tam ve doğru ifşasının zorunlu olmaması, eksik, yanlış ve gerçeğe aykırı beyan ve iddiaların ciddi ve uygulanabilir bir yaptırıma bağlanmamış olması yargıyı tıkamaktadır.
Türkiye’de bir tarafın gizlediklerinin uyuşmazlığın diğer tarafının savunması ile ortaya çıkacağı düşünülmektedir. Bu da karşı tarafının zayıflıklarını bilen ya da onları zayıf duruma düşürebilen tarafları, yargılamaları haksızlıklarına alet etmek, diğer tarafa eziyet etmek, ya da hakimin hatasından yararlanmak saikıyla yargılama sürecini zorlaştırmaya, maddi gerçeği gizlemeye ve yargılamaları manipüle etmeye yöneltmektedir.
Yargılama süresinin önemli bir kısmı tarafların bildiği ancak açıklamadığı olayların ortaya çıkarılması ve delillerin toplanılması için sarf edilmekte; ancak ifşanın ispat zorunluluğu ile sınırlandırılması sonucunda tüm gerçek ortaya çıkarılmamakta, çıkarılması da gerekmemektedir. Mahkemelere yapılan beyanların dürüst ve doğruluğu hakkında hakime güvence veren düzenlemeler ve yaptırımlar yoktur. Bu ortamda, hakim, uyuşmazlıkla ilgili olarak tam olarak bilgilendirilmeden, tüm delilleri görmeden, uyuşmazlık hakkında bir karar vermek zorunda kalmaktadır. Üstelik hakimler kısa sürede ve hızlı karar vermeye zorlanmaktadır.
Türk yargılaması, büyük oranda tarafların ve vekillerinin mahkemelere yaptıkları beyanlara güvensizlik üzerine kuruludur. Güvensizlik, hakimlerin uyuşmazlıklara kısa sürede müdahale etmesine engel olmakta; ön ve ihtiyati tedbirlerin zamanında alınmasını zorlaştırmaktadır.
Sahteliği halinde ciddi yaptırımları olan senet ve çekler için yapılan başvuruları bir iki saat içinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı veren Türk mahkemelerini, gerçeğe aykırılıkları veya sahtelikleri aynı şekilde ciddi yaptırıma bağlanmayan faturalara veya taraf dilekçelerdeki beyanlar üzerine aynı hızda karar vermemelerinden dolayı yavaşlıkla suçlamak haksızlıktır.
Mahkemelere yapılan beyanların tam ve doğru olduğuna ve olacağına, aksi halde ciddi yaptırımları olacağına dair güven ortamı oluşturulmadan mahkemelerin hızlı hareket etmeleri beklenemeyeceği gibi, tam ve doğru olduğuna güven oluşturulmamış talepler üzerine hızlıca verilecek kararların adil ve doğru olamayacağı, adaleti gerçekleştiremeyeceği ve adalete yeterli güven tesis edemeyeceği ortadadır. Tam tersine bu şartlarda yargı haksız olan kimselerin kötü niyetli isteklerine alet edilebilecektir.
Burada özet olarak belirtilen çekinceler uyuşmazlıklarla ilgili olarak mahkemeye tam ve doğru ifşa ve ibrazı sağlayan bir düzenleme ile giderilebilecektir. Türkiye’de de uyuşmazlık çözümü söz konusu olduğunda gerçeği söylemeyi, dolayısı ile adaleti ilgilendiren konularda tarafların tam ve doğru olarak açıklama yapmasını sağlayacak düzenlemelerin bir an önce yapılması zorunludur.
Uyuşmazlığın en doğru, en adil ve en kısa zamanda çözmesi için olayların tam ve doğru olarak ifşasını sağlamayan, maddi gerçeğin tam ve eksiksiz olarak ortaya çıkarılmasında tarafların tembel, haksız ya da keyfi davranmasını hoş gören bir yargı sisteminde, Yargı’nın iş yükü altında ezilmesi, adaletin yetersizliğinden bu kadar şikayet edilmesi şaşırtıcı değildir.
Türkiye’nin uluslararası alanda güvenirliğini en çok zarara uğratan husus, uyuşmazlıklarda doğruyu söylemeyi zorunlu kılan bir düzenlemenin olmaması, mahkemeye yalan, yanlış ve eksik beyanda bulunmanın yaptırıma bağlanmamış olmasıdır. Türkiye’de Yargı’ya duyulan güvenin istenildiği gibi yükseltilememesinin, avukatlık başta olmak üzere hukuk mesleğinin çağdaşları kadar gelişememiş olmasını sebebi de, temelde, budur.
Türkiye ve O’nun yüksek hedefleri uyuşmazlıklarda çağdaş bir ifşa ve ibraz sistemine ve onun getireceği faydalara sahip olmasına bağlıdır.
Çözümün yolu, hakim sayısını artırmak, yargılama sürecini hızlandırarak kısa sürede daha fazla sayıda ihtilaf çözmeye çalışmak değildir. Çözüm, uyuşmazlıkların mahkemeye gitmeden çözümü için gerekli şartları oluşturmak, buna rağmen açılacak davalarda mahkemelerin yapacağı işi azaltmak, yargının hata yapmayacağı gösterilerek tarafları uyuşmazlıklarını mahkemeye götürmeden önce sulh yoluyla çözmeye yönlendirmek ve böylelikle toplumdaki uyuşmazlıkları en aza indirmeye çalışmakla gelecektir. Bunun için de uyuşmazlıklarda doğrunun tam olarak ifşa edilmesini sağlamak en başta atılması zorunlu ilk adımdır.
Uyuşmazlıkla ilgili olayların tam ve eksiksiz ortaya konulması adil ve etkin yargılamanın birinci şartıdır. Doğrunun ortaya konulması tarafların iyi niyetlerine ve vicdanlarına bırakılamayacak kadar önemlidir.
Mahkemeler maddi gerçeğin ortaya çıkartılması görevi ile uğraştırılmamalı, zaman ve emeklerini anlaşmazlığın en adil şekilde çözümüne hasretmeleri sağlanmalıdır. Maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması için Engizisyon yöntemlerine, hakimin müdahalesine veya kabul etmesine gerek yoktur. Hakim, sadece yargılama için nelerin ve nasıl ortaya konulmasının gerekli olduğuna değil, nelerin ispat edildiğine veya ispatının gereksiz olduğuna karar vermelidir.
Tarafların tam ve doğru ifşada bulunması, ancak karşı tarafın kontrolü ve tatmin edilmesi ile sağlanabilir. Uyuşmazlıklarda bir tarafın uyuşmazlığa konu vakıaları tam ve eksiksiz olarak ortaya koyup koymadığını en iyi ancak karşı tarafı bilebilir. Bu nedenle uyuşmazlıkta ifşa, taraflara ve taraflar arasında bırakılmalı, hakim, taraflar arasındaki ifşa sürecine sınırlı olarak ve ancak suiistimal halinde müdahale etmelidir.
Hakim, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında tarafların maddi gerçeği ortaya koymalarına ve ne kadar ve nasıl koyacaklarına karar veren durumunda olmamalıdır. Hakim tarafların maddi gerçeği iddia ve savunmalarına uygun gördükleri şekilde ortaya çıkartma çabalarına köstek olmamalı, ancak bu süreçte tarafların suiistimal var ise müdahale etmelidir.
Bu amacı, Anglo Sakson hukukunda dava öncesinde ve dava açarken kabul edilen ifşa kurallarının daha iyi gerçekleştireceğini düşünüyoruz. ABD’de ve İngiltere’de birçok uyuşmazlık dava açılmadan, tarafların avukatlarının yazışmaları sırasında çözülmekte, sulh ile sonuçlanmaktadır. Buna karşın, ABD ve İngiliz hakimleri, önlerine gelen meselelerde çok hızlı hareket edebilmekte, çok karmaşık davalarda hızlı bir şekilde etkin ön ve ihtiyati tedbir kararları alarak mahkeme dışı çözümlere yol gösterebilmektedirler. O ülkelerdeki hakimlerin en büyük avantajı, önlerine gelen dilekçelerdeki beyanların tam ve doğru bilgiler içerdiğine olan inançtır. Bundan çıkarılması gereken önemli bir ders vardır.
Türkiye, yargılamalardaki sorunun kaynağına yönelen çözümler üretmeli, gecikmeksizin uyuşmazlıklarda çağdaş bir ifşa ve ibraz sistemini hayata geçirmelidir.
Sizce başka türlü Yargı hızlandırılabilir mi?

Mehmet Gün

Yorum Yap
0 Yorum
Arama:
ARA
Mehmet Gün
Mehmet Gün

Av. Mehmet Gün

YAZARIN DİĞER YAZILARI
POPÜLER YAZILARI