Bilgilendirici Sistemde İfşa’ya Örnekler: İngiltere Devlet Mahkemelerinde İfşa

İngiliz usul hukukundaki[1] bilgilendirici sistemin gerçek niteliği Air Canada v. Secretary of State for Trade davasında ortaya konulmuştur. Havayolu şirketleri, Heathrow havaalanının kullanılması için ödenen ücretlere ilişkin olarak ilgili bakanlık aleyhine açtıkları davada, davacı havayolu şirketleri, bakanlığın kamu yararı bağışıklığından yararlandığını iddia ettiği bazı belgelerin ifşa edilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi havayolu şirketlerinin bu taleplerini şu gerekçe ile kabul etmiştir: “mahkeme maddi gerçeği açığa çıkarırken, söz konusu gerçeğin taraflardan birinin lehine olup olmadığını dikkate almaksızın, nihai kararının maddi gerçek üzerine kurulu olması ile ilgilenmelidir.

Ne var ki, temyiz mahkemesi, bu kararı Bilgilendirici sistemdeki anlayışla bozmuştur. Yargıç Lord Denning’in ifadesine göre; “adaletin sağlanması her zaman maddi gerçeğin bulunması demek değildir. Adaletin sağlanması genelde, tarafların davalarını diğer taraftan yardım almadan sunmaları anlamına gelir. Taraflar bunu evrakın ortaya çıkarılması prosedürü uygulanmaksızın ve diğer tarafı tanık statüsüne koymadan yapmalılardır.”[2]

Bu olaydan sonra İngiliz usul hukuku kuralları kısmen değiştirilmiş, Bilgilendirici sistemin katı bir şekilde uygulanması terk edilmeye başlanmıştır.  Yapılan değişikliklerin amacı üç gruba ayrılabilir: (i) bilgili hâkim, (ii) hâkimin yetkilerini önemli ölçüde artıran kurallar ve (iii) yargılama dışında başka yöntemler ile çözülebilecek uyuşmazlıkların mümkün olduğu ölçüde mahkemelerden uzak tutulması.[3]

Bilgili hâkim’den kasıt, hâkimin duruşmadan önce uyuşmazlık konusunu incelemesi ve bilgi sahibi olmasıdır. Hâkimin bu görevi delil konusunda önem kazanır. Çünkü bu amaç, delil niteliğindeki belgelerin duruşmadan önce hâkimin ve diğer tarafın da incelemesi için – açıklanmasını ve sunulmasını, tanık beyanlarının yazılı sunulması ve yazılı bilirkişi raporlarına başvurulması gibi delil hukukuna ilişkin yeni kuralları da birlikte getirir. Eskiden hâkimlerin duruşmadan önce belgeleri inceleme yükümlülüğü yoktu. Değişiklikle hâkimin özellikle delil hukuku alanındaki yetkileri artırılmış; hâkime delilleri kontrol etme yetkisi tanınmıştır. Hâkim bu yetkisini, hangi hususlara ilişkin delil sunulması istediğini, delilin niteliğini ve ne şekilde sunulacağını belirleyerek kullanır. Bu kurallar, – klasik Bilgilendirici sistemdeki – tarafların davaları sunmalarındaki serbestîleri ile büyük ölçüde karşıt bir yapı sergilemektedir.[4] Böylelikle Air Canada kararı ile ortaya çıkan, mahkemenin maddi gerçeğin bulunmasına karşı ilgisizliği büyük ölçüde terk edilmiş; aynı zamanda mahkemenin tarafların tercih ettikleri deliller ile sınırlandırılması da azaltmıştır.[5]

İngiltere’deki Birleşik Krallık Usul Kanunu’nun (“BKUK”) ispat konusundaki özelliğinin, (i) taraflara tam ve kapsamlı bir bilgilendirme sağlayacak şekilde ifşa ve ibraz yükümü getirmek; (ii) ispat araçları bakımından bir sınırlama getirmediği, ancak, hakime delilleri kontrol etme yetkisi vermesi; ve nihayet (iii) hakimin delillerin takdirinde – kendi getirdiği bir sınırlandırma olmadıkça – tamamen serbest bırakmak şeklinde özetlenmesi mümkündür.

            (i)        Tarafların tam ifşa ve ibraz yükümlülüğü

BKUK’nun 31. maddesi, hasım tarafın elindeki belgeleri ifşa ve ibraz etmesi ve bu belgelerin diğer tarafça incelenmesi hususunu düzenlenmiştir: m. 31.4 belge ifadesinin herhangi bir açıklamanın kaydedildiği her tür şeyi ifade ettiğini; m. 31.5, mahkemenin; standart ifşa ve ibrazın kapsamını daraltma ya da sarfınazar etme yetkisi verdiğini; m. 31.6, standart ifşa ve ibraz prosedürünün neyi kapsadığını açıklamakta; m. 31.8, tarafların ifşa ve ibraz görevlerinin kendi kontrolleri altında olan belgeler ile sınırlı olduğunu; m. 31.11, ifşa ve ibraz görevinin yargılamanın sonuna kadar devam ettiğini belirtmektedir.[6]

Söz konusu m. 31.6 hükmüne göre taraflar, standart ifşa ve ibraz kapsamında  (a) İddiasında dayandığı belgeleri; (b) Davasını olumsuz olarak etkileyen – kendi aleyhine olan – belgeleri, (c) diğer tarafın davasını olumsuz olarak etkileyen belgeleri; (d) Diğer tarafın davasını destekleyen – diğer taraf lehine olan – belgeleri ve (e) mahkemece ibraz etmesi emredilen belgeleri ifşa ve ibraz etmekle yükümlüdürler.

Madde 31.10, hükmü uyarınca taraflar yukarıda belirtilen belgeleri ifşa ve ibraz ederken bir de ifşa / ibraz beyanında[7] bulunmak zorundadırlar. Bu beyanda, beyanda bulunan kişi, bilgisi dâhilinde bulunan bilgi ve belgeleri ifşa ve ibraz ederek görevini yerine getirdiğini doğrular.

Söz konusu m. 31.10 gereğince yapılacak beyanın doğru olmaması durumunda 1911 tarihli Perjury Kanunu ile cezai yaptırım öngörülmüştür.  Perjury Kanunu’nun 5. maddesi, kanunen bir beyanda bulunmakla yükümlü olan bir kimsenin bilerek ve isteyerek yanlış beyanda bulunması halinde para cezasına veya 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağını düzenler. Perjury Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, yargılama/adli muameleler sırasında tanık veya tercüman olarak yemin altında görev yapan bir kişi, yanlış olduğunu bildiği önemli bir hususta bilerek yanlış bir beyanda bulunur ise para cezasına veya 7 yılı aşmamak üzere ağır hapis cezasına veya 2 yılı aşmamak kaydı ile hapis cezasına çarptırılır. Usul Kanunu’nun söz konusu 31.6. bendi uyarınca taraflar yukarıda açıklanan belgeleri/bilgileri ifşa ve ibraz ederken kanunen beyanda bulunmak zorunda oldukları için, bilerek ve isteyerek yanıltıcı bilgi/belge sunarlar ise Perjury Kanunu’nun 5. Maddesi uyarınca cezai yaptırıma tabi olacaklardır.[8] Perjury Kanunun bir benzeri Türk Ceza Kanununda da vardır, ama,  mahkemelere yapılan beyanlarla ilgili değil..[9]

Madde 31.7 uyarınca taraflar standart ibraz görevlerini yerine getirirken, yukarıda listelenen standart ibraz kapsamında yer alan belgelerden (b) – (e) bentleri arasında yer alan belgelere ilişkin olarak makul bir araştırma yapmakla yükümlüdürler. Araştırmanın makul olup olmadığı, ilgili belgelerin sayısı, yargılamanın niteliği ve karmaşıklığı, belgeleri toplamanın kolaylığı ve maliyeti, araştırma sonucu yerinin saptanması olası olan belgenin önemi dikkate alınarak belirlenir. Taraflar bunlardan herhangi biri makul olmadığı gerekçesi ile bu belgeleri araştırmamışsa, bu hususu ibraz beyanında belirtmelidir.

Madde 31.12 uyarınca mahkeme özel olarak bir ibraz ya da inceleme emri vererek.[10] Emirde belirtilen belge ya da belge gruplarının ibrazını, Emirde belirtilen kapsamda araştırma yapılmasını, söz konusu araştırma sonunda tespit edilen herhangi bir belgenin ibrazını zorunlu kılabilir. İfşa ve ibraz etmekten kaçınan ya da kaçınacağı şüphesi olan taraf aleyhinde arama ve el koyma kararı verilerek diğer tarafın zorla bu belgeleri aramasına ve el koymasına izin verilebilir.[11]

Madde 31.21 tarafların ibraz/keşif görevini yerine getirmemelerinin hukuki sonucunu düzenlemektedir. Buna göre; taraflar, mahkemece aksine karar verilmedikçe ibraz etmedikleri ya da keşif için sunmadıkları hiçbir belgeye dayanamaz.

            (ii)       Hakimin ispat araçlarını kontrol etmesi

BKUK’nun 32.1 maddesine göre hakim, delil gösterilmesi gereken hususlara, bu hususların hangi tür delillerle ispat edileceğine ve bu delillerin mahkemeye nasıl sunulacağına karar vererek ispat araçlarını sınırlandırabileceği gibi, normalde ispata yarar delil olarak kabul edilen delillerin bir kısmını da deliller arasından çıkarılmasına karar verebilir. Ayrıca çapraz sorgulamayı da sınırlandırıp kısıtlayabilir.[12]

Bu hükme göre İngiliz hukukunda ispat araçları, hakim bir sınırlama getirmediği sürece serbestçe sunulabilir; taraf iddiaları her türlü delillerle ispat edilebilir.

Hakim, ancak, delillerin değerlendirilmesi konusunda sadece kendi getireceği kısıtlama ve sınırlamalarla bağlı olacaktır.

            (iii)      Hakimin delillerin takdirinde serbest olması

İngiliz hukukunda hakim delillerin takdiri konusunda herhangi bir sınırlamaya tabi değildir. Hakim, ancak, kendisi delillerle ilgili bir sınırlama getirirse, kendi getirdiği sınırlama ile bağlıdır; onun dışında serbesttir.

BKUK’nun 1.1. maddesinde, en önde gelen amacın mahkemenin davaları adil bir şekilde halletmesini sağlamak olduğu; bunun diğerleri arasında, davaların hızlı ve adil bir şekilde ilgilenilmesinin sağlanmasını da içerdiği belirtilmiştir.[13]

İngiliz hakim, öncelikle adaleti en iyi şekilde gerçekleştirmeye çalışacak; bunun için de öncelikle tarafların maddi gerçeğin tam ve doğru olarak ortaya çıkarmalarını ondan sonra adil bir karar vermeye çalışacaktır. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması sırasında İngiliz hakim konuya çabuk bir şekilde el atacak, ihtiyati ve koruyucu tedbirler alarak, yargılama sürecinde ortaya çıkabilecek haksızlıkları etkin bir şekilde önleyecektir. İngiliz hukukunda ihtiyati tedbirlerin çok çeşitli olması ve çok etkin ve sıklıkla uygulanması bundan dolayıdır.[14]

Daha etkili, daha isabetli ve daha hızlı ihtiyati tedbir kararları verilmesini, dolayısı ile İngiltere’de yargının hızlı olmasını aynı zamanda uluslararası saygı kazanmasını sağlayan,  hakimlerin İngiliz olması mıdır yoksa uyuşmazlıklarda maddi gerçeğin tam ve doğru olarak ortaya çıkarılması mıdır?

Siz söyleyin!

Yegan Üreyen

Dipnotlar:

[1]  İngiliz Usul Hukuku’ndan kastedilen Birleşik Krallık (United Kingdom) hukukudur. Birleşik Krallık İngiltere, Galler ve İskoçya’dan oluşmakta ve Birlik’i oluşturan ülkeler zaman zaman birbirlerinden farklı hukuka sahip olabilmektedir.

[2] JOLOWICZ, s. 284.

[3] JOLOWICZ, s. 287.

[4] JOLOWICZ, s. 287.

[5] JOLOWICZ, s. 289.

[6] İngiliz hukukunda tarafların yargılama öncesi uymaları gereken kurallar ve bu kapsamda yargılama öncesi ifşa ve ibraz yükümlülükleri Türkçeye “yargılama öncesi protokolleri” olarak çevirebileceğimiz “Pre-Action Protocols” ile detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. (Örneğin inşaat sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar bakımından “pre-action protocol for construction and engineering disputes” adlı protokol uygulanmaktadır.) İngiliz hukukunda belli tip uyuşmazlıklar bakımından belli tip yargılama öncesi protokoller düzenlenmiştir. Hâlihazırda 9 ayrı uyuşmazlık tipi için uyulması gereken 9 ayrı protokol mevcuttur. Bu protokollerin hepsinin amacı tarafların, yargılama öncesi, uyuşmazlık hakkında tam bilgi sahibi olmalarını ve uyuşmazlığın yargıya intikal etmeden çözümlenmesini sağlamaktır.

İngiliz hukukunda “Practice Direction-Pre-Action Conduct” adı altında tarafların yargılama öncesi uymaları gereken kurallar bir bütün halinde düzenlenmiştir. Bu kurallar hem genel kurallar ihtiva etmekte, hem de, yukarıda açıklanan 9 tip protokol kapsamına girmeyen uyuşmazlılar bakımından uyulması gereken özel kuralları içermektedir. Bu kurallar bütünü incelendiğinde tarafların yargılama öncesi, iddia ve savunmalarının dayanağını teşkil eden esaslı her türlü belge ve bilgiyi diğer tarafa ifşa ve ibraz etmeleri gerektiği ve tarafların birbirlerinden bilgi ve belge ibraz ve ifşasını talep edebilecekleri anlaşılmaktadır. Tarafların yargılama öncesi ifşa ve ibraz yükümlülüğüne aykırı davranmaları durumunda hakim; ifşa ve ibraz yükümü yerine getirilinceye kadar yargılama işlemlerini durdurabilir, yükümlülüğe aykırı davrananı diğer tarafın zararını tazminin etmeye mahkum edebilir veya bu yükümlülüğü ihlal eden iddia sahibi lehine yargılama sonunda bir ödeme emri verildiğinde, iddia sahibinin faize hak kazanmayacağına ya da faizin daha düşük bir oran üzerinden hesaplanmasına karar verebilir. Eğer bu yükümlülüğe aykırı davranan davalı taraf ise yargılama sonunda davalı aleyhine bir ödeme emri verildiğinde davalının daha yüksek bir oran üzerinden faiz ödemesine karar verilebilir.

[7] İngilizce “Disclosure statement”.

[8] Kanunun 2. maddesinde yargılama/adli muameleler dışında herhangi bir sebeple yemin ederek beyanda bulunması kanunen gerekli veya kanunen buna yetkili olan bir kişinin önemli bir husus hakkında yanlış beyanda bulunması durumunda da yukarıda belirtilen cezai yaptırımlara tabi bulunacağı belirtilmiştir.

[9]Türk Ceza Kanunu’nun 206. maddesinde “Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi … hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır.” demekte; 207. maddesinde bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya kullanan kişinin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağı düzenlenmektedir. 275. maddesinde hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalının bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılacağı; 272. maddede bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişiler önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimsenin dört aydan bir yıla kadar hapis cezasına tabi olacağı düzenlenmiştir. 276. madde de ise yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına tabi olacağı düzenlenmiştir.

[10]  31.12 “The court may make an order for specific disclosure or specific inspection.”

[11]  Buna örnek olarak aşağıda Anton Piller Order’larına ilişkin açıklamalara bakınız.

[12] Madde 32.1 “The court may control the evidence by giving directions as to (a) the issues on whihc it requires evidence; (b) the nature of the evidence which it requires to decide on those issues; (c) the way in which the evidence is to be placed before the court. The court may use its power under this rulet o exclude evidence that would otherwise be admissible. The court may limit cross-examination”.

[13] Madde 1.1 “These Rules are a new procedural code with the overriding objective of enabling the court to deal with cases justly. Dealing with a case justly includes …. Ensuring that it is dealt with expeditioulsy and fairly…”

[14]  İngiliz yargılamasında mahkemenin hızı, önüne gelen davayı ne kadar kısa sürede sonuçlandırdığına göre değil, hakimin uyuşmazlığa ne kadar kısa sürede el atabildiğine ve ön tedbirler alabildiğine göre değerlendirilir. İngilizler dava sürecini kısaltmak için yargılama kalitesinden veya masrafından özveride bulunmazlar; yargılamanın sağlıklı ve tam bilgilendirilmiş olarak bir karar vermenin gerektiği kadar zaman almasını kabul ederler, ancak, sürecin uzamasının getireceği zararlara ve zorluklara karşı etkin tedbirler alırlar ve gelişen duruma göre değişiklik yaparlar. Böylelikle taraflar kendi aralarında uzlaşabilmek için mahkemeden gerekli yardımı görürler ve sonunda uzlaşırlar.