İş dünyası reform için “Yeni Anayasa” istiyor

Geçen hafta boyunca iktidar, ekonomik ve hukuk alanıındaki reformlarla ilgili iş dünyasının nabzını tuttu.

Önce büyük patron ve yöneticilerin çatı kuruluşu TÜSİAD temsilcileriyle görüşüldü. Daha sonra da TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve arkadaşlarıyla buluşuldu.  

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski ve yönetim kurulu üyeleri, pandemi sürecinde yaşadıkları sıkıntıları anlattılar, dolar krizleriyle sermayelerinin tükendiğine vurgu yaptılar ama en çok da hukuk alanına yoğunlaştılar.

Cumhurbaşkanlığı’nın Dolmabahçe Ofisi’ndeki görüşmelerde yeni Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Merkez Bankası’nın yeni Başkanı Naci Ağbal evsahibiydi.

TOBB’la olan toplantıda hükümet cephesi 6 bakana çıktı. Çünkü,TOBB, bütün iş dünyasını kapsayan yarı resmi bir kuruluş.

TÜSİAD hikayesinden başlarsak, Elvan, Gül ve Ağbal, iş insanlarını dikkatle dinleyip notlar aldılar.

Başkan Kaslowski, toplantıdan sonra büyük memnuniyet duyduğunu, reformların güven ve yatırım ortamı bakımından çok önemli olacağını ifade ederken, iş dünyası paydaşlarıyla iletişimin süreklilik arzetmesini önemsediklerini yapılacak istişareler çerçevesinde de reform adımlarının atılacağına inandıklarını söyledi.

Bu sözlerde bir sitem vardı. Bunun nedeni de çok uzun bir süredir iktidarın TÜSİAD’a karşı çok mesafeli duruşuydu.

Öyle ya… Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakanlık döneminde büyük patronlarla arada bir atışsa da sık sık buluşurdu.

Özellikle AB’ye üyelik anlamında hızlı reformların yapıldığı 2003 -2010 yıllarında TÜSİAD’ın önemli toplantılarına ya Erdoğan katılır, ya da o dönemlerdeki ekonomi kurmayı Ali Babacan’ı gönderirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmeden de arada sırada TÜSİAD’ın nabzı ekonomiden sorumlu bakanlarla tutulurdu.

Neyse ki, bu uzun ayrılık son buldu ve iktidarla patronlar buluştu diyelim.

DARBE ANAYASASI İLE OLMAZ

Şimdi sıkı durun TÜSİAD’la iki bakan Elvan ve Gül arasında neler konuştular, o bölüme geliyorum.

TÜSİAD üyesi de olan Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Avukat Mehmet Gün, toplantıda Anayasa ve hukuk reformu konusunda önemli bir sunum yaptı. Kaynaklarımın verdiği bilgiye göre Gün, reformların nasıl gerçekleşmesi gereğini anlatırken şimdiki Anayasa’ya bir gönderme yaptı ve “Öncelikle şu anda yürürlükte olan bu Anayasa ile istenilen reformların yapılması çok zor. Çünkü 1982 Anayasası, bir darbe anayasasıdır. Bu anayasa devrini çoktan tamamlamıştır. Yeni bir Anayasa’ya yerini bırakmalıdır” dedi.

Aslında Avukat Gün, çok uzun süredir bu görüşünü çeşitli toplantılarda anlatıyor. Benim de katıldığım bazı toplantılarda “Bu Anayasa, ihtiyaçlara cevap veremiyor, mutlaka yeni bir Anayasa yapmalıyız” sözünü tekrar tekrar gündeme getiriyor.

TÜSİAD’la iktidarın buluşmasında da uzun uzun anlatmış.

O’na göre Türkiye’ye sivil ve yeni bir anayasa lazım. Bu konuda da her kesim de mutabık.

Gün, yeni Anayasa işine de kişisel inisyatifle değil, temel tercihleri yapma yöntemini kullanarak ve yol haritasını bir kanunla belirleyerek başlanması önerisini de önemli buluyor.

Bir ayrıntı da verelim; Demokratik ve sivil bir Anayasa yaparken, ABD’de olduğu gibi mahkeme içtihatları ile gelişen az ve öz bir anayasa değil, temel ilkelere ilaveten detaylarda da anlaşılmış bir Anayasa’ya ihtiyaç olduğundan söz ediyor.

Gün’ün sunumunda savundukları belli ki, TÜSİAD platformunda da benimsenmiş ki, hükümete de paralel görüşler iletildi.

Bakalım bundan sonra iktidar, yeni Anayasa meselesini nasıl ele alacak?

Özellikle Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, eskiden bu yana TÜSİAD yöneticileriyle diyalogdan yana olan bir bakan. Aldığı notları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da iletecektir.

Bu arada, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve diğer temsilcilerle olan görüşmelerde genellikle sektörel sorunlar ele alındı.

Pandemi döneminde gıda, sağlık ve perakende dışındaki sektörler malum adeta silkelendiler.

İhracat eskisi gibi gitmiyor. Lojistik altyapının yeni normale göre hızla yeniden yapılanması gerekiyor.

Bakanlara iletilen konular arasında Eximbank’ın hızlı ve aktif biçimde devreye girmesi, sigorta sekterönün pandemiye göre düzenlenmesi, işgücü piyasasında aksayan yanlar öne çıktı.

ERDOĞAN NEDEN REFORM İSTİYOR?

Bizlerin taa Osmanlılar’dan itibaren kötü bir geleneği var. Her şeyi bilmemize rağmen, ülkemizi uzun vadeli reform ve kurumsal stratejilere ulaştıramıyoruz.

Ne zaman ki, kasalar boşalıyor hemen Batı çizgisine yaklaşarak reform yapma eğilimine giriyoruz. Çünkü yatırım ve kaynaklar batıdan geleceği için reform yaparak onlara kendimizi beğendirmeye gayret ediyoruz. Bir yabancı uzmanın sözleri, bu hastalığımızın yeniden nüksettiğine ayna tutuyor.

Uluslararası piyasaların Türkiye’ye bakışını en yakından izleyen uzmanlardan olan Londra merkezli Bluebay Asset Managment’in Gelişmekte Olan Piyasalar Kıdımli Stratejisti Timoty Ash, ilginç açıklamalar yaptı.

Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifası, Erdoğan’ın reform vaatleri ve ılımlı mesajlarının ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden ile dünyada yaşanacak değişime ayak uydurma çabası olduğu kanısında..

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir uçurumun ucundan çekilip alındığını düşünüyorum” diyen Ash, Türkiye’nin Batı’nın bir parçası olduğuna vurgu yaparak şöyle konuştu:

“Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’ye karşı AB’den gelebilecek kapsamlı, esaslı yaptırımların kabul edilmesini engelleyecektir. Merkel, Biden’ın göreve başlamasını bekleyecektir. Ondan sonra AB ve ABD Türkiye konusunda ortak bir tutum takınacaktır ve sorunların çözümüne odaklanacaktır..”  

Yani, AB ile 10 -11 Aralık tarihlerinde yapılacak zirveden Türkiye için sanırım olası yaptırımları yine Merkel engelleyecektir.

Türkiye, keşke bu zamanı iyi kullansa değil mi?

VE KATAR MESELESİ

İstanbul Borsası (BIST)’in yüzde 10’nun Katarlılara verilmesi, geçen haftanın en çok konuşulan konularının başında geldi.

Hisselerin ne kadar paraya devredildiği bir türlü açıklanmadı.

Nihayet, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan bir açıklama geldi

Şu anda süreç devam ettiği için miktarın açıklanmadığını belirten Oktay, “Süreç tamamlandığındabu miktar da kamuoyuyla paylaşılacak” diye konuştu.

Peki Sayın Oktay, bunca spekülasyona karşılık bu açıklamayı neden anlaşma imzalanırken yapmadınız?

Katar’la ilişkilerin perde arkası hala gündem oluşturuyor. İzlemeye devam edeceğiz.